27 Mart 2016 Pazar

Tanrılar, Tanrıçalar, Tanrı Aileleri

Theogonie


Türk mitolojisinin; kadrosu çok zengin olan Tanrılariyle Tanrıçaları içinde yabancılardan gelmiş olanlar yok değildir. Bunlara karşılık, başka milletlerin Türk’lerden aldığı tanrıların, mitolojik materyellerin ise epeyce yekûn tuttuğu bir gerçek halindedir.


Bunlardan bir kaçı: Bir takım Sümer tanrıları kendi adlarıyla, bir kaçı da değişik adlarla Keldan’lılara geçmiştir ki, büyük tanrılardan anşhar, Anu, Enlil, Ea (Enki) bu aradadır.


Yine Keldanlı’lar, Sümer efsanelerinden de çoğunun üzerinde işleyerek benimsemişlerdir. Keldan mitolojisi, Sümer mitolojisinin biraz daha değişik çehrelerle gelişmiş şeklinden başka bir manzara göstermiyor. Babil Kâhinleri bile Türk Şamanlarının karakter ve görevlerine vâris olmuşlardır. Zaten Keldanlı’larla başka Mezopotamyalı’lar da, Sümer mitolojisinin atmosferinden dışarı pek çıkamamışlardır.


Yunan tanrıları içinde de Türk tanrılarının izleri bulunduğu ileri sürülmekle beraber, Pushan, Varuna, Çıva adını almış olan Rudra, daha bir kaç tanrı da Hint Mitolojisinde yer almış birer Türk anrısıdır .


Bu üç tanrının. Hint tanrıları arasına geçince görevleri şöyle olmuştur:


Pushan:  İnsanlara bolluk, bereket verir, İneklerin sütünü çoğaltır, hayvanların, yolcuların koruyucusudur. Hint tanrısı olduktan sonra, indra’ nın yıldırımlarını, tanrıların yiyecek kaplarını yapmıştır. Varuna; Kâinatı idare eder. Güneşi, ayı, yıldızları parlatır, rüzgârları yapar, yağmur yağdırır, Rudra: Merhametli, iyiliksever bir tanrı olduğu halde, sonraları intikamcı olmuş, fenalıklar yapmıştır.


Yine Hint’lilerin Uma’sı, Türklerin Umay adındaki Tanrıçasının rolündedir. Sümer’lerin Ap-Su konusundaki kutsal inançları Hintli’lerin Veda’larında  Appas adı ile ve ayni inançlar çerçevesi içinde görülmektedir.


Tanrının Varlığına İlk İnanışlar


ilk insanlar; güçlerine, büyüklüklerine akıllarının ulaşamadığı varlıklarla alaylar önünde hayret, korku duyarak bunları tanrı tanıdığı başta Max Müller olarak ileri sürülmüş ise de, Durkhe-im bunu kabul etmemiş, tabiat varlığı ve kuvvetleri ile insanlar her vakit karşı karşıya bulunduklarından, bunlara alışılacağı; bu sebeple de tanrı konusunun, kutsal inançların gitgide gevşiyece ği, bu bakımdan Max Müller’in ve onun kanatlar ına katılanların ileri sürdükleri yorumun doğru olamayacağını söyleyerek, ilk Tanrı anlayışı ile inançlarının totemle başladığını ortaya koymuştur.


Bu kabul edilecek olursa; güneşin, ayin ve benzerlerinin, tabii olayların tanrılar mevkiine çıkmaları, çıksalar dahi çok geçmeden inmeleri lâzım gelirdi. Halbuki bu tabiat varlıklarının tanrılığına inananlar, sarsılmayan, gevşemeyen inançlara bağlanmış kalmıştır diye cevap verenler vardır.


Tanrı varlığına ilk inanışın sebepleri etrafındaki bu gibi mütalâalar konu dışı bırakılarak, Türk tanrılarının türeyiş ve çoğalışlarına bakılacak olursa, kesin bir hükme bağlamamak şartı ile, büyük vasıflar taşıyan ilkel tanrıların yoktan belirdiği görülür. Sonra da bir takım hayvanlar, bitkilerle, gök, güneş, ay, yıldızlar, rüzgârlar, fırtınalar, gök gürültüleri, yıldırımlar, ağaçlar, dağlar, denizler, büyük nehirlerden bir takımı doğrudan doğruya tanrı, bir takımı da totem tanınmış, bunlarda bir ruh, tanrısal bir kudret bulunduğuna inanilmış tır.


Biraz daha şöyle açıklanabilir:


İlk Türk Tanrılarının Türeyişi


Türk tarihinin derinliklerinde yapılan incelemeler, araştırmalarla tanrıların durumu gün geçtikçe daha aydınlanmakta, görevleri ile çehreleri daha iyi belirmekte, şimdiye kadar bilinenlere yenileri katılmaktadır.


Türk kollarında tanrıların türeyişi çeşitli olaylar ve tablolar içinde gösterilmiştir. Altay Türk’lerine göre, Kozmik âlem türemeden önce tek tanrı Kara Han ile bir de uçsuz bucaksız bir su âlemi vardır. Kara Han tek kudret halinde idi. Bunun Ülgen’le Erlik ve Mergen adınca üç oğlu oldu. Bunlar da birer büyük tanrı tanındı.


Sümer’lere göre de tanrıların türeyişi şöyledir: Önceleri ancak Ap-su (Tatlı su) ile (Tuzlu su) yu temsil eden ve dev olarak cisimlendirilen Tiamat vardı. Ap-su erkek Tiamat dişi idi. Bunlar birbirine karıştı. Mummu denilen acaip bir yaratık ortaya çıktı. Bundan sonra da Lakhmu ile Lakhamu meydana geldi. Bunlar büyük birer yılandı.


Yine Ap-su ile Tiamat’tan gök (Anşhar) ile yer (Kishar) türedi, Sonra da gök tanrısı Anu, Hava tanrısı Enlil ve Deniz tanrısı Ea (Enki) oldu. Bu üç tanrı da güneşi, ayı, gezeğen yıldızları yarattı. Bundan sonra kozmik varlıklar da birer tanrı olarak tanınmaya başladı.


 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.