23 Ağustos Pazartesi
Seher vakti Erdel Kralı trampetler çaldırarak hareket edip, Yanık kıyışındaki köprüleri beklemek üze re yola koyuldu. Serasker İbrahim Paşaya Ulak Çelebi’yle gönderilmiş olan, orduyu hümayuna derhal katılması yolundaki buyruk kendisine ulaştırıldı.
Sadrazam metrislere gidip bir süre sonra tabyasına döndü. Tırhala alaybeyi şehit düştüğünden yerine kendisinin tımar sahiplerinden biri tayin edilerek alaybeyi olarak hilat giydirildi. Bundan sonra Sadrazam Kul Kethüdasının tabyasını ziyaret etti. Buraya az önce Yeniçeri Ağası, Rumeli Beylerbeyi ve Kul Kethüdası gelmiş bulunuyorlardı. Savaş yönetimi hakkında konuşulup Sadrazam adı geçenleri emredilen işlerde hiç bir şekilde kusur etmemeleri konusunda uyardı. Sonra da kendi tabyasına dönüp bir süre orda kaldı. Arkasından dış hatlardaki tabyasına gitti.
Bu sırada Zağarcıbaşı Ağa’nın kolunda bir püskürme lağım patlatıldı. Gâvurların domuz damını yıkıp içindeki melûnları altında bıraktı. Hepsini yerin dibinde kaybedip cehennemin ebedi ateşine yolladı. Geceleyin kırk tane gâvur, sağ kanatta Vezir Abaza Sarı Hüseyin Paşa kolundaki galeriye karşı bir baskın yaptılar. Bu kolun serdengeçtileri karşı koymayı başaramayıp kaçtılar. Bu olay Sadrazamın kulağına gidince bu serdengeçtilerin ağasını tabyada bulunduğu sırada huzuruna çağırttı, bağırıp en ağır şekilde azarladıktan sonra hapsettirdi.
Akşama doğru Rumeli kolunda püskürme cinsinden bir lağım patlatılıp din düşmanının domuz damını yerle bir etti, gâvurların metrislerini yıktı. Domuz damının direklerini getirenler Sadrazamın Kethüdasından hediyeler aldığı için, serdengeçtilerle öteki savaşçılar bunu kıskanıp gayrete geldiler. Bir saate varmadan yığınla direk ele geçirip tabyasının önüne getirdiler. Ayrıca oradaki kirpi engellerini de söküp getireceklerine dair söz verdiler.
Tatar Hanının ulakları iki tutsak getirdi. Gâvurların ordugâhında ele geçirilmişlerdi. Serçeşmeye teslim edildiler. Sonra gâvur ordusundan bir başka tutsak daha getirildi. Bu gâvur sorguya çekilirken, bütün gâvurların paniğe kapılıp ordugâhı terk ettiklerini ve kaçıp gittiklerini söyledi.
Tatar Hanı ırmağın öte yakasının düşmandan arınmış olduğunu görünce, oraya büyük bir gayretle atılıp her yanını yakıp yıktı ve çöle döndürdü.
24 Ağustos Salı
Trabzon Alaybeyj eceliyle öldüğünden yerine kendisinin tımar sahiplerinden Kır Ali tayin edildi ve Sadrazamın huzurunda alaybeyi olarak hilat giydirildi. Dünkü gün, dört kişi, gâvurların şarampolü dibinde şarap içerken yakalanmıştı. Bugün herkesin önünde her birine iki yüzer sopa vuruldu. Öğleden önce Draskovich ile her iki Nadasdy, Sadrazamın elini öperek dönüş için izin istediler. Kendilerine orta derecede üç hilat giydirildi.
Tatar Hanının oğlundan bir ulak gelerek Hüseyin Paşa C46) ile Tatar ordusunun Morava suyunu geçtiğini, karşı yakada gâvurların eskiden ordugâhlarının bulunduğu adada çadır kurup yerleştiğini bildirdi. O tarafa doğru gidenler, adı geçenlerin gerçekten anılan yerde çadır kurmuş olduklarını kendi gözleriyle gördüler. Irmağın beri yakasında bulunan birliklerden birçok sekban ve gönüllü suyu geçerek gâvurların terk etmiş olduğu yeri araştırdılar, erzak ve başka ganimetler getirdiler.
Kaledeki gâvurlara gizlice şarap götüren İzmirli sekiz dokuz Hristiyan arabacı yakalandı. Her birine herkesin önünde iki yüzden üç yüze kadar sopa vuruldu.
Ayrıca şunları da bildirdiler:
Hüseyin Paşa’yla Tatar Hanının oğlu, askerleriyle önce söz konusu edilen yere varmışlar; ordugâh kurduktan sonra yürüyüşe geçmişler; bir ya da iki saat yol almışlar. Burada çeşitli birliklerden toplanmış gâvurlarla karşılaşıp kısa bir savaş yapmışlar. Allah’ın emri böyleymiş ki, Eğri Beylerbeyi Kör Hüseyin Paşa ırmağa düşüp şehit olmuş. Varat Beylerbeyi Mehmed Paşa da aynı şekilde ırmağa düşmüş, fakat yüzerek beri yakaya ulaşmış. Öteki yakada kalan diğer askerlerin ne olduğu öğrenilemedi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.