30 Nisan 2016 Cumartesi

Tarihte Günümüzün Seyrini Değiştirenlerden Üçü

Doktor Bamard


Christian Bamard, Güney Afrikalı hekim ve cerrah. 1922’de Cap’ta (Güney Afrika Cumhuriyeti) Beaufort-West’te doğdu.


İnsandan insana ilk kalp nakli ameliyatım gerçekleştirdi. 1967 yılının aralık ayında Louis Washkansky adında bir kalp hastası, her an ölebileceğini biliyordu. Hasta kalbi ansızın durabilirdi. Görünüşte hiç kimse ona yardım edemezdi. O zamana kadar kalp nakli ameliyatı hayvanlarda denenmiş, bir köpeğin kalbi çıkarılarak başka bir köpeğe takılmış ve hayvan bir süre yaşamıştı. Ama hiçbir cerrah böyle bir ameliyatı insanüstünde denemeye cesaret etmemişti, işte Güney Afrikalı Christian Barnard dünyada ilk defa böyle tehlikeli bir ameliyata girişerek Washkansky’nin hasta kalbini çıkarıp yerine bir kaza sonucunda öten genç bir adamın sağlam kalbini taktı. Ve bu kalp tam on sekiz gün çalıştı. O günden itibaren dünyada buna benzer birçok ameliyat yapıldı. Bu alanda hâlâ büyük gelişmeler olmakta, kalp nakli ameliyatı geçirmiş bazı kimseler yaşamaya devam etmektedirler.


Braille


Louis Braille Âmâ Fransız mucidi, 1809’da Coupray’de (Fransa) doğdu, 1852’de Paris’te öldü.


Körler için kabartma bir yazı şekli buldu; bu sistemi müzik notalamasına da uyguladı. Üç yaşında gözlerini kaybeden Braille on yaşında Paris’teki Genç Körler Enstitüsüne yazılmıştı. Bir gün orduda bazı emirlerin geceleri karanlıkta da okunabilmesi için kabartma yazı hâlinde kâğıtlara geçirildiğini öğrendi. Dört elle işe koyularak, körlerin parmaklarıyla çözebilecekleri ve yine körler tarafından çelik kalemlerle kâğıda yazılabilecek bir alfabe düzenlemeye çalıştı. Kabarık noktalar sistemine dayanan bu alfabenin Fransız eğitimcisi ve insan severi Valentin Haüy’ün icat ettiği alfabeden farkı, kabarık noktaların değişik biçimde filmiş olmasıdır. Bu noktalar tıpkı bir tavla zarının altılı yüzünde olduğu gibi üç noktalı iki dizi hâlinde sıralanırlar. Braille’m bulduğu sistem sayesinde kör bir insan, herhangi bir metni ve sayıları okuyup yazabilir. Hattâ müzik notalarını bile çözebilir.


Albert Schweitzer


Fransız papazı, hekimi ve orgcusudur. 1875’te Kaysersberg’te (Alsace) doğdu, 1965’de Lambaréné’de (Gabon) öldü.


1913’te Gabon’daki Lambaréné hastanesini kurdu. Albert Schweitzer, olağanüstü ve dopdolu bir hayat sürmüştür. Önce Strazburg’daki Saint-Nicola kilisesinde vaaz vermiş, onun ardından Strasburg’daki Protestan ilahiyat Fakültesinde profesörlük yapmış, daha sonra da Paris’teki Johann Sebastian Bach Derneğinde çok usta bir orgcu olmuştu. Albert Schweitzer’in yaptığı işlerin en önemlisi, Afrika’daki o mükemmel Lambaréné hasta hanesini inşa ettirip hayatının geri kalan kısmını buraya adamasıdır. Sadece 1914-1918 savaşı sırasında Almanlar tarafından tutuklandığı zaman buradan ayrılmak ve kısa bir süre için hastalarını yalnız bırakmak zorunda kalmıştı. Beyaz perdeye aktarılmış en güzel hikâyelerden biri olan Doktor Schweitzer, gece yarısı oldu adlı filim, bu olayı canlandırır. Bu insan severe, insanlığa yaptığı hizmetlerden dolayı 1952’de Nobel Barış ödülü verilmiştir.


 


 

13 Nisan 2016 Çarşamba

Viyana Kuşatmasında Yeni Hafta Başlangıcı

Bugün Ahmed Paşa kolundaki gâvurlar da şarampolden atılıp yerleri işgal edileli. Kuşluk vakti, Sadrazam metrislerdeki tabyasına gitti ve sonra da Yeniçeri Ağasının tabyasına geldi. Ayrıca ön saflarda galeri açılan yerleri gözden geçirdi. Bir süre yeni tabyasında oyalandı ve sonra tekrar eski savaş mahalline dönüp orda kaldı. Rumeli beylerbeyini ve sağ sol kanat alay beylerini, sıçan yollarını hâlâ istenilen şekilde açmayıp bugün gevşeklik gösterdikleri için sertçe azarlayarak ağır surette ihtarda bulundu.


Bütün galeriler içinde en ileriye götürülmüş olanı Köstendil Sancak Beyinin galerisiydi. Bu şırada Kara Mehmed Paşa kolunda üç yerde, Rumeli kolunda üç yerde ve Ahmed Paşa kolunda üç yerde galeri açma çalışmaları yapılmaktaydı. Bu galerilerle kale hendeğinin içine girmek amacı güdülüyordu.


Kara Mehmed Paşa yaralandığı için çadırına çekilmesi ve yeniden sağlığına kavuşuncaya kadar metrislerden uzak durması emredildi. Sadrazam, Şam Beylerbeyi Vezir Abaza Sarı Hüseyin Paşa’yı çağırdı ve kendisini Kara Mehmed Paşa’nın vekili olarak onun koluna yani Anadolu koluna kumandan tayin etti.


Topçular bugün düşmanın dört topu üzerine gülle düşürüp onları savaş dışı ettiler. Şeyhoğlu Ahmed Paşa buyruk gereğince Götzendorf palankasına varıp kuşatmaya başlamıştı. Ancak buranın hendekleri çepeçevre suyla dolu olduğundan ve köprüleri de gâvurlar tarafından söküldüğünden palankayı hücumla almak imkânı görülmedi. Durumu devletlû Sadrazama mektupla bildirip top, cephane ve yaya askeriyle yardım göndermesini diledi.


Bunun üzerine kendisine derhal üç Sahi topu ve bir hayli malzemeyle cephane gönderildi. Ancak bu yardım kafilesi oraya varmadan, palanka, Allahın yardımıyla ele geçirildi. Gâvurlar son askerine kadar kılıçtan geçirildi. Böyle bir savaşın yapılmasına Reis Efendi’nin kâtiplerinden Ramazan Efendizade Recep Çelebi sebep olmuştu. Çelebi’nin ot almak için yolladığı arabasıyla atlarını çalmışlar. O da bunu Reis Efendiye haber vermiş. Olay Reis Efendi tarafından Sadrazama anlatılmış. Bunun üzerine de Ahmed Paşa palankaya karşı gönderilmiş.


Palanka kuşatıldığı sırada onbeş kadar asker şehit düşmüş ya da yaralanmış. O zaman her nasılsa palankanın içine ateş atılması tedbirini akıl etmişler. Kalenin içinde bulunan gâvurların hepsi bütün erzaklarıyla birlikte yanıp kül olmuşlar. Sadece on beş gâvur tutsak olarak canlarını kurtarabilmiş. Recep Çelebi de kuşatmaya katılmış ve sonunda arabasıyla atlarına tekrar kavuşmuş. Güneş batımından sonra palankanın fethedildiği haberiyle geri döndü. Devletlû Efendimiz Sadrazam, olup bitenleri kendisinden dinledi. Çok hoşlanıp Çelebiye yirmi altın bahşiş verdi.


Şam Beylerbeyi Hüseyin Paşa akşamüzeri tabyasında bulunduğu sırada bir humbara bombası uçup geldi ve yanı başındaki göğüs siperini çökertti. Kendisi de yıkılan toprak yığını altında kaldı. Nerde olduğu hemen anlaşılmadı. Bütün siper iyice arandıktan sonra bulup dışarı çıkardılar. Tıpkı bîr canlı cenaze gibiydi. Tek kelime konuşamıyordu. Fakat kısa bir süre sonra kendine geldi. Bir iyice muayene edildiği zaman da hiç bir önemli yarası olmadığı anlaşıldı.


Güneş batımından sonra, gâvurlar boş hayale kapılıp Zağarcı kolunda bir püskürme lağım patlattılar. Fakat geri tepti ve İslâm ordusundan Hiç kimseye her hangi bir zarar vermedi.  Serdengeçtileri tamamlamak için sipahi ve silah-darlardan üç yüzer adam, Sadrazamın önünde yoklanıp kendilerine ayrılmış olan yerlere gönderildiler.


Kuşatmada Günler Çabuk Geçiyor


Sadrazam, Rumeli kolundaki tabyasına gitti. Sağ kanattaki alay beyini azletti. Yerine Rumeli Kethüdasını, Kethüdanın yerine Çavuşlar Kethüdasını tayin etti. Azledilenin görevindeki kusur ve ihmalinden dolayı idam edilmesini kararlaştırmışken acıyıp canını bağışladı. Görevinden almakla yetindi, ancak Sadrazamın tabyasına geldiği zaman ötekilere ibret olsun diye kendisine üç yüz veya dört yüz belki de daha fazla değnek vurdurdu.


Öğle zamanı, gâvurlar, Zağarcı koluyla Rumeli kolu arasında bir lağım patlattılar. Tabya kazıcılardan^ beş on adam yaralandı, bundan başka bir kimseye zararı dokunmadı.


İki bin altı yüz kişiye varan silahdar ve sipahi serdengeçtilerinden bin iki yüzü Zağarcı ve Samsuncu kollarına verildiler. Geri kalan bin dört yüz asker hiç bir yere verilmeyip kendilerine ilerde verilecek emre kadar hazır beklemeleri bildirildi.


Akşam üzeri Rumeli kolundaki serdengeçtiler hücuma geçtiler. Gösterdikleri karşı durulmaz gayretle gâvurları metrislere kadar geri attılar ve tabya yaparak yerleşmiş oldukları hattı da işgal ettiler. Bir saat süreyle burada acı bir savaş cereyan etti. Ama Allah, İslâm gazilerine lütuf ve inayetini göstererek bu bölgeye sağlam şekilde yerleşmek mümkün oldu. Burası ön şarampollerle tabyaların arasındaki metrislerdi.